ertuğrul söyler

Son

Günlük Yorum kısmına uç

"Bu arada kendinizi ölü sanmanız boşuna, ölü değilsiniz, hala can çekişiyorsunuz, saçlarınız uzuyor, tırnaklarınız uzuyor, bağırsaklarınız boşalıyor, bütün ölü gömücüler ölmüş. Biri perdeleri çekti, belki de siz çektiniz. En küçük bir gürültü duyulmuyor. Nerede şu meşhur sinekler acaba? Evet, artık yadsıyamazsınız bunu, ölen siz değilsiniz, bütün ötekiler. O zaman yerinizden kalkar ve kendisini yaşıyor sanan annenizin evine gidersiniz… S.BECKETT

Bugün de sabah oldu. yalansız, riyasız, her gece olduğu gibi, gün parçalanmaya, parçalamaya başladı bile. Güneş göz ucuyla uyu diyor. Sokağa çıktığında etrafına bakma, başını öne eğ evinin yolunu tut. bıraktığın geceyi de unut, ne de olsa akşam olacak tekrar. görürsün veya görmezsin. Nasıl ki, geçmiş hatırladığımızdır, hayal ettiğimizdir. tekrar yarattığımız gerçeğin ucuz bir kopyasıdır, o zaman bırak gece orada kalsın. Sen sakın geçmişin çarklarına kaptırma ellerini!. Bu bir başlangıç mı? Başlagıç sonun aynasıdır, ortanın başı, ölümün meyvesidir. Bu sebep konuşmanın manasızlığını yansıtır, ama "öleceksek neden yaşıyoruz" da değildir. Cem'in dediği gibi annemin evine dönmenin tam vakti. Bir başlangıç için dile gelecek en anlamlı cümle bu olsa gerek. Bu bir yol hikayesi, tekmili parçalı, kısa cümleli, kısa vurgulu. Yolun cismi değil, kaldırımın sessizliği. Adamın şapkası değil, kırışık gömleği ve belki cebinde ki tabakası.


Yorum yaz





Kategoriler

Arşiv

Linkler