kum
Ağustos 12th, 2006 Günlük Yorum kısmına uç…
kuşlar suskun
denizi dinliyor
başakla çekirge
kargalar dönüyor
bostan korkuluğu
haydi
…
bahar
dizginlediğim at
yine sen misin?
…
süzüldü tüyü
elma ağacından
kış meyvesi
…
denizatı gibi
dörtnala göğün aynası
kumda sözcükler
yorgun bir dilenci
su damlası
karıncanın sırtında
…
çiçekten örtü
kavanozda ateş böceği
neden bekler bu mezarı?
…
neden bilmiyorum ama haiku’ya bir türlü ısınamadım, nedendir gene bilmiyorum senin şiirlerini haiku gibi okuyamıyorum, sözcüklerin bi ip cambazı maharetiyle yaptığı oyunlara hayran kalarak izleyebiliyorum sadece…
aslında bunlar haiku değil, kuralları sevmediğimide bilirsin, yazdıklarım haikuya bezzeyebilir ama haiku kurallarına göre yazılmamıştır. tek benzeyen tarafı olabilidiğince kısa ve öz olaması yani tek bir şeyi anlatması. bu noktada bende sana katılıyorum haikuları kuralları yüzünden bende pek sevemedim
gerçekten çizginizi çok beğeniyoruz eşim ve ben eserlerinizi internetten takip ediyoruz eserlerinizde kendimizi buluyoruz mutlaka kaynağınızı öğrenmemiz lazım yani ilham kaynağınızı size ilham veren varlık eminim çok yüce duygulara sahiptir.
düşünceleriniz için teşekkürler ayrıca aynı isme sahip olduğum için ayrıca mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Cesare Pavese’nin dediği gibi “Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum” belkide cevap aynalardadır…
aynalarda gizli bir çok şeyin yanında, bakarken farkına varmsak da, son günlerde şunu düşünüp duruyorum, “kir aynada birikir, aynaya bakanda değil”, neden bilmiyorum, sürekli bu cümlenin ağırlığıyla bakıyorum aynada kendime…
aynanın ayna olması için temiz olması lazım, aynanın yüzeyi kirli ise o aynalık işlevini yerine getirmez hatta o kirli aynayı gören kişi eğer onu temizken görmemişse buzlu bir cam parçası zannetmesi pekte şaşırtıcı olmasa gerek, lakin, cem dediğin galiba şu diyarda, kral çıplak gibi bir anlam taşıyor,