Kayıp
Aralık 28th, 2006 Öykü Yorum kısmına uç“Fatih GÜRSU”
Her zamanki koltuğumda oturuyor, televizyonda adını o anda hatırlayamadığım ama daha önce izlediğimi zannettiğim bir film izliyordum. Yorgundum, filmin başını hatırlayamıyordum. Ama o bilindik azılı izleyici inadıyla sonuna kadar devam etmeye çalışıyor, kapanan gözlerime zar zor engel olabiliyordum. Gözlerim kapanıvermiş. Nasıl kapandığını hatırlayamıyorum.
1
Kendime geldiğimde uykumu almıştım bile. Daha ne kadar uyumuştum ki oysa, beş dakika mı? Saatime baktım, o kadar bile olmamıştı. Hiç uykum kalmamıştı. Çok susamıştım. Mutfağa gittim. Film başlamadan önce koyu bir kahve içmiştim. Belki de oydu beni bu kadar susatan. Hazır mutfağa gidiyorken Ceren’e de acıkıp acıkmadığını, bir şey isteyip istemediğini soracaktım. Ama yoktu. Mutfakta, odalarda, banyo ya da tuvalette de yoktu. Evde değildi. Ben uyurken acil bir şey gerekmiş olacak, onun için çıkmış olmalı diye düşündüm. Ya Emre? O neredeydi? Odasında değildi, küçücük yatağı bom boştu. Onu da mı götürmüştü. Tam cep telefonunu arayacaktım ki telefonunun hemen yanı başımda, sehpanın üzerinde durduğunu gördüm. Her zamanki yerindeydi. Telefonunu da almamıştı. Tekrar tekrar gezindim evde. Yoktu. Biraz sonra gelir diyerek televizyonun karşısına geçtim. Susuzluğumu unutuvermiştim. Filmin sonunu kaçırıp kaçırmadığımı merak ediyordum. Televizyonu açtım. Bir şey yoktu. Kanalların hepsi gitmişti. Ne yapalım, deyip tekrar mutfağa döndüm. En büyük bardağımızı dolaptan aldığım soğuk suyla doldurdum. Bir yudum almıştım ki içemedim. Bu ne biçim suydu böyle. Hiç tadı yoktu. Sanki bayatlamıştı. Bardağı lavaboya boşalttım. Başka bir şişeden yeniden doldurdum. Ama o da öyleydi. Beceriksizce bir kaç küfür salladım. Yapabileceğim bir şey yoktu. Susuzluğum da o bayat tatla geçmişti. Hem Ceren de neredeydi? Ya Emre? Yine yan komşuya mı gitmişti yoksa, uyumamı fırsat bilip. Anahtarımı alıp daireden çıktım. Yan kapının zilini çaldım. Açan olmadı, tekrar çaldım. Sonra tekrar tekrar.. Evde yoktular herhalde. Peki nereye gitmişti o halde? Artık kızmaya başlıyordum. Sinirli adımlarla tekrar eve girdim. Döndüğünde iyice azarlamalıydım. Ne zamandır fazla yüz veriyordum. Bu yüzden de haber vermeden istediği yere gider olmuştu. Bir not yazsa, çıkarken uyandırıp söyleyiverse kızacak mıydım sanki. Yaptığı düşüncesizlikti. Kesin yine o Ermeni kadının dükkanına gitti diye düşündüm. Alacağı ne kaldıysa artık oradan. Belki de sadece meraktan, acaba dün baktıktan sonra yeni bir şey getirdiler mi diye yine gitmişti. Hemen gitmeliyim deyip uyumamı fırsat bilmişti. Hepsi o kadının suçuydu aslında. Hayır, gelecek aya kadar yeni bir şey gelmeyecek, demiyor, bilmiyorum, belki akşama, belki yarın sabah diyerek gerçek cevabını gizliyordu. Ben gitmeyecektim. Eve gelecek, karşımda utanacak, ben taviz vermeyince de sıkılarak özür dileyecek, sonra da bana sulanmaya çalışacak, ama ne yaparsa yapsın, evet, ne yaparsa yapsın, bu sefer ona izin vermeyecek, hatta azarlayacak, bu sefer haddini bildirecektim. Evden çıkmadan sabırla koltuğumda bekledim. Ne zamandır elimin varmadığı o kitabı okumaya başladım.
Hava kararana kadar da okudum. Sürekli kulağım kapıdan gelecek bir seste olduğu için kitaba kendimi tam olarak veremiyordum. Yine de hava kararana kadar sıkılmadan okuyabildim. Ceren hala yoktu. Nerede olabilirdi? O dükkana gitse çoktan dönmesi gerekirdi. Hava kararmaya başladığına göre uyanmamdan bu yana iki saat kadar bir süre geçmiş olmalıydı. Kızgınlığım yavaş yavaş korkuya dönüşüyordu. Belki de sadece taze ekmek almaya gitmiş, Emre’yi de ağlayıp beni uyandırmaması için yanında götürmüş, ama yolda başına bir şey gelmişti. Çıkıp onu arayabilirdim. Bir kaza ya da benzeri bir şey olsa mutlaka geriye izler kalır, o telaş devam ediyor olduğundan birilerinden bir şeyler öğrenebilirdim. Evden çıkmalıydım yalnızca. Evin içindeyken hiç bir şeyden haberim olamazdı. Önce mahallemizin marketine, sonra fırına, manava ve nihayetinde o Ermeni kadının dükkanına gitmeliydim. Araba çarpmıştı belki de. Hiç sağına soluna bakmayı beceremezdi zaten. Şu anda onu hastaneye götürenler ya da hastanedeki birileri bana ulaşmaya çalışıyor, Ceren kendinde olmadığı için telefon numaramızı öğrenemiyorlardı. Bu yüzden ben bir yerleri aramalıydım. İlk önce polisi aramalıydım. Hemen numarayı çevirdim. Çaldı, bir kaç kez daha çaldı ve çalmaya devam etti. Açan olmadı. Polis imdat santralinin ucunda kimse yok muydu? Başka nereyi arayabilirdim? Bir hastane olabilirdi, ama hangisi? Numarasını nereden bulacaktım? Kafam birden karışıvermişti. Birine danışmalıydım. Hemen babamı aradım. Evde yoktu. Annem? O da yoktu. Ceren’in annesini de arayabilirdim ama benden daha çok endişelenirler, işleri daha da karıştırırlardı. Belki de oraya gitmişti. Filmlerdeki gibi, hiç bir şey söylemeden beni terk etmiş, Emre’yi de alıp annesinin evine gitmişti. Olabilir miydi? Ne yapmıştım ki ona? Belki de başka biri? Olabilir miydi?
Pages: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24
var;çok uzun olmmuş keşke kısa ve öz yazsaydınız daha gsl ve ozel ve seker olurdu
bi de tasarım koysaydınız cooooooooooooooooookkkkkkk super olacaktırrr
güzel