ertuğrul söyler

Cezam

Öykü Yorum kısmına uç

“Fatih GÜRSU”

Cezamı çekmeye çalışıyorum. Bunu başaramadıkça cezamın ağırlığı artıyor. Uykumu elimden alıyor.

Bana cezamı hakkıyla çekebilmem için karanlıkta kalmış tınılar hediye ediyor. Başaramayacağımı biliyor. Önüme cezasını çekenleri getiriyor. Diğer her şey arkamda kalıyor. Ona elimden geleni yapacağımı söylüyorum.

Nasıl başladığını hatırlamadığım gibi suçumun da ne olduğunu bilmiyordum ve günler nedense artık eskisi gibi birbirini takip etmemeye başladığında eksilenin ne olduğunu anlamak için yanlış tarafa bakmayı seçmiş, ‘neydi giden’ sorusunun cevabını aramaya bile yeltenmiştim ancak eksik her ne ise onun ne benim içimde ne de dışımda olduğunu ya da eksilen bir şey olmadığını düşünmeye çalışıyordum ve o ufak, ne yaparsam yapayım zihnimden atamadığım garip anların birbirini takip edip de oluştura geldiği zaman dedikleri benim için bilinemez mefhum sanki devam etmekteydi ama önceki ritmini kaybetmeye başlamıştı. Sonra sesler gelmeye başladı beş bir yandan, bana benim olmayan isimlerle seslenmeye başladılar, beni başkalarıyla hepsiyle birden karıştırdılar, yalan diye doğruları söylediler ve ben hepsini de havada tuttum bunlar yalan diyerek ama sesler susmak bilmedi ve bana mavi dediler, tütüyor dediler, gitti dediler, sevdi dediler, saniye dediler, dakika dediler, dum dum dediler, dun dun dediler, dün dün dediler, dündü dediler, gitti dediler, gitti dediler, gitti dediler, o isimler senin değil dediler, oyunbozanlık yaparak tüm suçu onlara atmamı söylediler, oyunu boz dediler, bizi boz dediler, biz varız ve buradayız dediler, uyu dediler, uyan dediler, bizi dinlemiyorsun, onu dinlemiyorsun, duyduğunu zannediyorsun.. evet, dedim. Evet, duyduğumu zannediyorum. Susacaklar zannettim. Sustular.

Kuzgun bana bakıyordu. Ben ona bakmamaya çalışsam da beni izliyor olduğunu bilmemle hareketsiz kalmış, alnımda birikmeye başlayan damlacıkların yerçekimi dedikleri bir başka yalanla kaşlarıma ulaşmasını diliyordum yerküreden. Kaşlarımın cezası sadece orada olmalarıydı ve bu durumdan kurtulmak için yapacak hiçbir şeyleri yoktu. Onlar da benim kadar hareketsiz – bizim kadar hareketsiz kuzgunun bize-bana-onlara-bizden tarafa baktıklarını biliyorlardı. Zamanın neresindeydik o anda, gün müydü gece mi, seher mi şer mi, fark etmiyordu, kuzgun bakıyordu, gözleri kapalıydı. O an sonrasındaki tüm anları kapsadı. Zaman bir daha akmadı.

Pages: 1 2 3


Yorum yaz





Kategoriler

Arşiv

Linkler