AÄŸu 10,06
Bu köhne eski otel odasından eÅŸyalarımı toplayıp çıkacağım. Tek bildiÄŸim vaktimin azaldığı, fakat gidemiyorum bir türlü. Fazlasıyla dolu olan ve bu yüzden kapanmayan bir bavulum var, o bunu istemiyor. Ne kadar uÄŸraÅŸsam da bana inat hep bir köşesinden, bir kenarından dışarı atıyor eÅŸyalarımı ve ben de ona inat hiçbir ÅŸeyden vazgeçemiyorum. Sinir bozucu bir savaÅŸ içerisinde alnımdan terler damlıyor. Yazının devamı »
AÄŸu 10,06
Evimin yolu ne kadar da uzamış. Daha bu sabah geçtim. Demek bir gün içinde yeni yollar üremiÅŸ. Binalar da enine geniÅŸlemiÅŸ sanırım. Eve erken gitmek için hızla yürüyorum ama ÅŸu iÅŸe bak! İçimde içinden çıkılmaz bir hal; karşı konulmaz bir ÅŸekilde karnımdan baÅŸlıyor ciÄŸerlerime ve en sonunda boÄŸazıma kadar geliyor. Üstüne üstlük bademciklerimde ÅŸiÅŸti. Dun son votkayı içmemeliydim. Evet her ÅŸey o son votka yüzünden. Yazının devamı »
AÄŸu 09,06
bir an hayat çizgimin masamın kenarına kadar uzanıp bana seslendiÄŸini duydum, bir ÅŸaman ayinine katılmış gibi. kültablamı boÅŸalttım. kırık bir fotoÄŸrafa baktım bir müddet. griye çalan daÄŸlar vardı sol tarafta. geniÅŸ bir ova ayaklarının altında, çeltik tarlaları ise saÄŸ kenarında duruyor Yazının devamı »
AÄŸu 09,06
gökyüzü gri jelimsi bir maddeyle kaplanmış gibiydi. vadinin kör tarafına üç oluktan sakua benzeri sıvısı bir oluk gibi dökülüyordu. mide bulandırıcı bir görüntüydü, ama midem yoktu sanırım. daÄŸ ile tepe karışımı bir yükseltiden aÅŸağıya vadiye doÄŸru inerken gördüm kendimi. ÅŸu kömür madenlerinde kullanılan vagonlardan birindeydim. vagonlarda türlü yaratık vardı.
AÄŸu 09,06
ayakkabılarımın bağı çözüldü,
biri ayağımdan fırladı bile, sonra diğeri
güneÅŸin kızgın küllerine bata çıka koÅŸuyor
alev ve ellerim.
kuleye fırlatılan bir ok
kızgın bir demir
parlıyor gövdem.
ne bir gölge
ne bir iz
uçucu gözlerin
ve mavi bir duman
neden koşuyorum bu kırmızı ormanda?