ertuğrul söyler

kavanoz

3 Yorum

Sandalyeye oturdu. Ellerini birleştirdi. Odaya girdiğinden beri bakmaya çekindiği Seda’nın yüzüne baktı. Neler olmuştu o yokken. Meraklanıyordu, ama bu merakını giderecek herhangi bir şey de yapmıyordu. İçini bir korku sarmıştı. Sandalyesini odanın ortasına doğru çekti. Yere tahta zemine oturdu, Seda Yusuf’a bakarken “Neden susuyorsun? dedi. Yusuf boğazının düğümlendiğini hissetti. Öksürecek gibi oldu, gözleri kızardı. Yer döşemesinin aralarındaki boşluklara baktı.  Tertemizdi. Tek bir toz zerresi bile yoktu. Kırık bir merdiven gördü, güçlükle çıkan birkaç kelimenin arasında. Konuşamıyordu, bir mercan gibi dibe çökmüştü. oysa kurması gereken ne çok cümlesi vardı. Ateşinin yükseldiğini hissetti. Ayağa kalktı odanın içinde isteksizce birkaç adım attı. Seda’nın yanı başına oturdu. Saçlarına dokundu, “Bütün bunlar mesel dedi küçük kıvrımları parmağına dolarken. “Dipsiz ve alabildiğine soğuk, bunları ben istemedim. Seda yüzü tavana yönelmiş hareketsiz yatarken Yusuf gözlerini Yazının devamı »

Öğle uykusu

2 Yorum

Kahvenin sessizliğine ayak uydurmuş çevrelerinde olan bitenleri izlemeye başlamışlardı. Renkli vitraylardan süzülen öğle güneşinin keskin ışığı altında bütün taban aydınlanmakta ve kapının dışından bir kısmı görünen denizi sanki içeri taşmaktaydı. tavan kaplamalarının aralarına üşüşen kırlangıçlar, kırlangıçların altında dama oynayan iki ihtiyar, hemen yanlarında kapıya dönük gazeteyi karıştıran ve oturduğu sandalyede sallanıp duran bir akıl hastası. Bütün bunların ve öğle sıcağının içinde, Cemil ve Ali duvarlardaki aynalardan yansıyan alegoriyi ve kuş seslerini konuşmaya yeğlemişlerdi. Oysa konuşacak ne çok şey vardı. Fakat ada yüzünü, tembelliğe ve uyuşukluğa doğru çevirmeye başlamıştı bile. Cemil gözlerini tavana dikmiş kırlangıç yavrularının hiç susmadan cıyaklayan açık ağızlarını annesinin veya babasının Yada bu yavrularla kan bağı olmayan bazı kuşların onların neredeyse

Yazının devamı »

kum

6 Yorum

kuşlar suskun
denizi dinliyor
başakla çekirge

Yazının devamı »

ipler ve köprüler

2 Yorum

gözlerime ne oldu, göremiyormuyum yoksa, hayır, çok az da olsa görüyorum, solum da bir kapı var, önümde bir duvar, duvarın önünde de iki koltuk ve bir masa, gördüklerim bu kadar, bir yerler de ışıkları yakan bir düğme olmalı, biraz daha dikkatli bakmalıyım, kapının kenarında olması lazım Yazının devamı »

Çizgiler

Yorum yok

Saçlarım uzadıkça tükeniyor birer birer bütün aklar, geride kalan karalar ise “yok” diyor sırası geldikçe. Ellerim beynimle uyuşmuyor, düşürüyorum, ikisinide yok sayıyorum. Kullanılmayan, istenmeyen ve çürümüş bütün artıkları topluyorum üst üste yan yana ve çaprazlama dizip cümleler kuruyorum bittikçe uzaklaşıyorum, bir kelime gittikçe bir kelime daha, sonra dönüyor yankısı yüzümde. Yazının devamı »

Rastgele(...)

    "sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geriye dönüşüdür; bizi gidişten daha fazla etkilemesinin büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını fark etmeyişimizdir." marcel proust

Linkler