Ara 22,06
Bir düşün izi kıyıda beliren ses. Dik yamaçların eteklerine inen titrek ve düşünceli. İyot kokulu şeffaf dudaklarında yosun parçaları, parmak uçlarında çoğalan karıncalar sessiz ve telaşlı, Sıcak göğsünü örten sis bulutu, eriyen yıldızlar beyaz teninde kızıl bir leke. Gün doğmadan hemen önce. Orada, dümenini kırdığı yerde donuk gözleriyle beklemekte. Yelkenine sarınmış ve bildiklerinden sakınan eğreti bir çocuk. gördüğüm bir mesel şimdi: kördüğüm
Yazının devamı »
Kas 01,06
Ressam, eserin son halini hayalinde canlandırdığı vakit, yaptığı iş uzadıkça uzar. Maddeyle ruhun karışımı kolay değildir, gölgeler ne parlaktır nede karanlık. Belki bu yüzden başıboş gezintilerim daha kısa sürmüştür. Hedefin varlığı beyni öylesine meşgul eder ki kaygan taşların üstünde adım atmaya çalışırken insan pürüzsüz bir yerde yürüyormuş hissine kapılır. Serbest gezintiler ise karabasanlarla doludur, aklınız sürekli birbiriyle alakasız binbir düşünce ile meşguldür.
Yazının devamı »
Eyl 27,06
Saat 08:53: dışarısı mı? çok aydınlık. masanın üstünde bir kedi, yanı başında bir su testisi. alacalı bir örtü birbirlerini kovalıyor. Gördüm, kedinin ayakları mürekkep. testi yere düştü, yuvarlanıyor, yuvarlanıyor… sanırım biletimi kaybettim, kedimin bakışları rahatsız ediyor. tekerlek saydam. otomatik kapılardan oldum olası nefret ettim. sağ taraftaki yol bir yokuşla kesişiyor, kalbimi tutuyorum, bir yılan
Yazının devamı »
Eyl 08,06
sen bir kulp
ben masanda testi
bir at toynağı
kayıp giz
biliyorsun
artık öldürmüyorum
Yazının devamı »
Eyl 07,06
"Bu arada kendinizi ölü sanmanız boşuna, ölü değilsiniz, hala can çekişiyorsunuz, saçlarınız uzuyor, tırnaklarınız uzuyor, bağırsaklarınız boşalıyor, bütün ölü gömücüler ölmüş. Biri perdeleri çekti, belki de siz çektiniz. En küçük bir gürültü duyulmuyor. Nerede şu meşhur sinekler acaba? Evet, artık yadsıyamazsınız bunu, ölen siz değilsiniz, bütün ötekiler. O zaman yerinizden kalkar ve kendisini yaşıyor sanan annenizin evine gidersiniz… S.BECKETT
Yazının devamı »