AÄŸu 12,06
Sandalyeye oturdu. Ellerini birleÅŸtirdi. Odaya girdiÄŸinden beri bakmaya çekindiÄŸi Seda’nın yüzüne baktı. Neler olmuÅŸtu o yokken. Meraklanıyordu, ama bu merakını giderecek herhangi bir ÅŸey de yapmıyordu. İçini bir korku sarmıştı. Sandalyesini odanın ortasına doÄŸru çekti. Yere tahta zemine oturdu, Seda Yusuf’a bakarken “Neden susuyorsun? dedi. Yusuf boÄŸazının düğümlendiÄŸini hissetti. Öksürecek gibi oldu, gözleri kızardı. Yer döşemesinin aralarındaki boÅŸluklara baktı. Tertemizdi. Tek bir toz zerresi bile yoktu. Kırık bir merdiven gördü, güçlükle çıkan birkaç kelimenin arasında. KonuÅŸamıyordu, bir mercan gibi dibe çökmüştü. oysa kurması gereken ne çok cümlesi vardı. AteÅŸinin yükseldiÄŸini hissetti. AyaÄŸa kalktı odanın içinde isteksizce birkaç adım attı. Seda’nın yanı başına oturdu. Saçlarına dokundu, “Bütün bunlar mesel dedi küçük kıvrımları parmağına dolarken. “Dipsiz ve alabildiÄŸine soÄŸuk, bunları ben istemedim. Seda yüzü tavana yönelmiÅŸ hareketsiz yatarken Yusuf gözlerini Yazının devamı »
AÄŸu 12,06
Kahvenin sessizliÄŸine ayak uydurmuÅŸ çevrelerinde olan bitenleri izlemeye baÅŸlamışlardı. Renkli vitraylardan süzülen öÄŸle güneÅŸinin keskin ışığı altında bütün taban aydınlanmakta ve kapının dışından bir kısmı görünen denizi sanki içeri taÅŸmaktaydı. tavan kaplamalarının aralarına üÅŸüÅŸen kırlangıçlar, kırlangıçların altında dama oynayan iki ihtiyar, hemen yanlarında kapıya dönük gazeteyi karıştıran ve oturduÄŸu sandalyede sallanıp duran bir akıl hastası. Bütün bunların ve öÄŸle sıcağının içinde, Cemil ve Ali duvarlardaki aynalardan yansıyan alegoriyi ve kuÅŸ seslerini konuÅŸmaya yeÄŸlemiÅŸlerdi. Oysa konuÅŸacak ne çok ÅŸey vardı. Fakat ada yüzünü, tembelliÄŸe ve uyuÅŸukluÄŸa doÄŸru çevirmeye baÅŸlamıştı bile. Cemil gözlerini tavana dikmiÅŸ kırlangıç yavrularının hiç susmadan cıyaklayan açık ağızlarını annesinin veya babasının Yada bu yavrularla kan bağı olmayan bazı kuÅŸların onların neredeyse
Yazının devamı »
AÄŸu 12,06
…
kuÅŸlar suskun
denizi dinliyor
baÅŸakla çekirge
Yazının devamı »
AÄŸu 11,06
gözlerime ne oldu, göremiyormuyum yoksa, hayır, çok az da olsa görüyorum, solum da bir kapı var, önümde bir duvar, duvarın önünde de iki koltuk ve bir masa, gördüklerim bu kadar, bir yerler de ışıkları yakan bir düğme olmalı, biraz daha dikkatli bakmalıyım, kapının kenarında olması lazım Yazının devamı »
AÄŸu 10,06
Saçlarım uzadıkça tükeniyor birer birer bütün aklar, geride kalan karalar ise “yok” diyor sırası geldikçe. Ellerim beynimle uyuÅŸmuyor, düşürüyorum, ikisinide yok sayıyorum. Kullanılmayan, istenmeyen ve çürümüş bütün artıkları topluyorum üst üste yan yana ve çaprazlama dizip cümleler kuruyorum bittikçe uzaklaşıyorum, bir kelime gittikçe bir kelime daha, sonra dönüyor yankısı yüzümde. Yazının devamı »